Girişimcilik, Pazarlama, Yönetim

En önemli iş öğretilerinde bile farklılaşmanın fark yaratmak için gereken en önemli öğe olduğundan bahsedilir. Differentiation, out-of-the-box, outlier, farklılaşma gibi pek çok anahtar kelimenin ifade ettiği şey aslında fark yaratmak için ilk adımın “farklı düşünmek” olduğudur. İster bir iş yapın, ister kendiniz ile ilgili bir şeyler yapın; farkedilir olmak için ilk önce farklı olmalısınız. “Me too” yaklaşımlar, kalabalığın dışına çıkıp farkedilir olmanızı sağlayamaz.

Elbette esinlendiğiniz, ilham aldığınız şeyler ve kişiler olacaktır. Ancak; eğer bir ürünü veya bir kişiyi “as is” kopyalarsanız; sadece o kişi ya da o şeyin kötü bir kopyası olursunuz. Ve unutmayın ki “taklit aslını yüceltir”.

Ne yazık ki günümüzde farklı düşünmek çok zor bir hal aldı. Bunun pek çok sebebi var. En önemli sebeplerden bir tanesinin eğitim ve öğretim sistemi olduğu inancındayım. Ezberci ve dayatmacı bir eğitim bireylerin yaratıcılığını öldürüyor. İnsanları yanlış yapmaktan, hatalı bulunmaktan utanır sıkılır hale getiriyor ve normları olduğu gibi kabul edip sorgulamadan uygulamanın ve uyum sağlamanın zorunluluk olduğu bir anlayışı kabul etmeye zorluyor. Bu çarkın içinde döne döne bir süre sonra çarkın bir dişlisi haline geliyoruz. Bu kez biz de “yanlış” düşünenleri eleştirir hale geliyoruz ve bu bir kültür halini alıyor. Kendi kendini besleyen ve sürekli kararan bir kültür.

Girişimcilik aşısını alan birtakım “anormal” insanlar ise farklı işler yapmak için kolları sıvıyor ve bütün eleştirilere rağmen birşeyler için çabalıyor. Ne mutlu ki az da olsa dünyada girişimciler mevcut ve “fark yaratmak” heves ya da amacıyla bir şekilde orada veya burada kendilerine bir yaşam alanı bulabiliyorlar. Sonuçta farkediyoruz ki aslında yaşamımıza değer katan hemen herşeyi bizim ilk başlarda burun kıvırdığımız bu kişilerin farklı düşüncelerini farkedilir biçimlerde hayata geçirmelerine borçluyuz.

Girişimcilerin bir alışkanlık haline getirmeleri gerektiği kanısında olduğum yegane özellik “farklı düşünmek”. Bakmak değil, görmek. Bir an için kendimizi sınırları belirli bir kutunun içinde düşünelim. Bu kutunun içinde herşey mevcut, oysa biz olmayan birşey yapmak ya da varolan birşeyi daha iyi bir şekilde yapmak istiyoruz. O halde kutunun dışına çıkmalıyız. İşte buna yabancılar “out-of-the-box thinking” diyorlar. Zaten o kutu da aslında yok. Tamamen sanal. Kendi kendimizi hapsettiğimiz o kutuyu bizler yaratıyor ve imgeliyoruz. Yaşanmışlıklar, hatalar, yenilgiler ve yaşamımız boyunca edindiğimiz denemeler sonucunda kazandığımız tecrübeler bu kutuyu inşa ediyor. Oysa çocuklara baktığımızda çok daha “objektif” bir biçimde sınırları ortadan kaldırabiliyorlar. Hemen bir örnek vereyim. Soru şu:

En fazla 4 tane düz çizgi çekerek ve kaleminizi hiç kaldırmadan, aşağıdaki 9 noktanın her birine değecek şekilde nasıl bir çizim yaparsınız?

İnsanların çoğunun bu problemi çözmeye çalışırken, kendilerini bu 9 noktanın en dışındaki noktaların sınırladığı bir kutu (box) içerisine hapsedip o kutunun içerisinde çözüm aradıkları gözlenmiş. Oysa kutunun dışına çıkınca rahatlıkla çözülebiliyor. “Out-of-the-box thinking” meselesine en güzel örneklerden birisi…

Peki 5 yaşındaki bir çocuğun çözümü nedir? Elbetteki çok daha basit…ve basit olan aslında sıradışıdır. 5 yaşındaki çocuk “kocaman kalın uçlu bir kalem alırım ve bir dokunuşta 9 noktanın hepsine birden dokunurum.” diyerek cevap vermiş.

Bir örnek daha vereyim. Yüksek atlamacı Amerikalı sporcu Dick Fosbury, herkes yüksek atlamayı yüzüstü atlayarak yaparken, 1968 Mexico olimpiyatlarında geleneğin tersinde bir metodla sırtüstü atlayış yaparak şampiyon olmuş ve yüksek atlamada bir devrin bitip yeni bir devrin başlamasına neden olmuştur. Artık standart olarak herkes Fosbury’nin yarattığı stil ile yüksek atlama yapmaktadır.

Sizler de girişimciler olarak Dick Fosbury gibi veya o 5 yaşındaki çocuk gibi farklı ve basit düşünebilir ve sıradışı işler ortaya koyabilirsiniz. Kalabalıktan sıyrılmak için öncelikle zihin olarak kalabalıktan sıyrılıp “nasıl” sorusuna cevap aramalısınız.

“You laugh at me because I am different; I laugh at you because you are all the same.” ~ Daniel Knode

Sizin Yorumunuz: