Girişimcilik, Pazarlama, Yönetim

İş hayatında çok sayıda parametre ile uğraşmak zorunda kalan ve sorumluluk üstlenen girişimci için dayanıklılık en önemli başarı faktörleri arasında yer alır. İş hayatının dinamik yapısı içerisindeki girişimcinin yüksek stamina ve sağlıklı bir zihne sahip olması çok önemlidir. Ben, zihinsel zindelik ile bedensel zindelik ve sağlık konularının iç içe geçmiş ve birbirini besleyen konular olduğuna inanıyorum.

Uzun yıllar spor yapmış birisi olarak kendi işimi kurduktan bir süre sonra yoğun iş temposu sebebiyle spordan uzak kaldım ve bu süre içerisinde yavaş yavaş ama kaçınılmaz şekilde kilo almaya başladım. Zaman içerisinde kilo aldıkça hem bu durumdan huzursuzluk duymaya başladım, hem de yaşım ilerlerken bir yandan da aldığım gereksiz kilolar sebebiyle eski dayanıklı ve dinamik tarzımdan ödün vermeye başladığımı gördüm. Bunun kişisel olarak bende bazı sonuçları oldu. Bu da enerji ile ilgili sorunlardı. Eskisi kadar enerjik ve hevesli olmadığımı farkediyordum. Aldığım gıdalara dikkat etmiyor, düzensiz besleniyor, çoğu zaman ayaküstü atıştırmalarla yemek ihtiyacımı karşılıyor ve her ne kadar tempolu bir yaşantım olsa da düzenli olarak spor yapamadığım için mutsuz hissediyordum. Zaman zaman diyetisyenlerle çalıştığım oldu ancak ne yazık ki günümüzde pek çok diyetisyen benim tempomda çalışan bir işadamı için uygun beslenme programları düzenleyemiyor. Her öğün evimde yemek yiyebilme şansım olsaydı o zaman programlar işe yarardı belki ama benim tempomda bu mümkün değil. Ayrıca şu kesin ve net: Hareket etmediğiniz sürece ne kadar sağlıklı beslenseniz de doğru şekilde kilo vermek çok zor.

Yabancılar “You are what you eat” derler. Yani biz aslında ne yiyorsak oyuz. O nedenle aldığımız gıdalara çok dikkat etmemiz gerekli. Ancak bu şekilde formumuzu koruyabilir ve hem psikolojik hem de zihinsel olarak daha dinç ve sağlıklı olabiliriz. Vücudun ihtiyaç duyduğu karbonhidrat, protein ve yağı gerektiği ölçüde tüketmek bilinç gerektirir. Örneğin çok fazla karbonhidrat ağırlıklı besleniyorsanız, yani hamur işleri, rafine şeker, snack, ekmek, pilav, patates gibi gıdaları çok fazla tüketiyorsanız kilo almanız kaçınılmazdır. Üstelik aşırı karbonhidrat tüketimi yorgunluk yapar ve güçsüzleştirir. Aşırı karbonhidrat tüketimi vücuttaki insülin dengesini de bozar, kilo aldırır ve diyabete varan sonuçlara sebep olabilir. En doğrusu karbonhidrat seçiminde basit karbonhidratlar yerine yıkımı daha zor olan ve kana daha yavaş karışan kompleks karbonhidratları tüketmektir. Öte yandan az karbonhidrat tüketmek ise kişiyi sinirli ve stresli yapar. Dolayısıyla denge çok önemli. Fazla yağlı yemek de kilo almanıza sebep olur ama yağın da gerektiği kadar alındığında vücut için önemli olduğunu unutmamak gerekli. Öğün atlamamak ve ara öğünlerle beraber sık öğün tüketmek de çok önemli. Aslında kilo almak bir insan için gerçekten çok zordur. Bizler uykudayken bile bazal metabolizmamız sebebiyle kalori harcar yağ yakarız. Uyurken dahi kilo veriyorsak; düşünün ki günlük yaşantımızda sürekli kalori harcarız aslında. Düşünürken bile beynimiz ATP harcar ve kalori kaybederiz. Ama modern dünya insanı o kadar sağlıksız besleniyor ki bu mekanizmamıza rağmen aldığımız gereksiz ve yüksek kalorili gıdalar sebebiyle adeta dünyanın en iyi makinası olan vücudumuzu bozuyor ve kilo alıyoruz.

En iyi kilo verme, form tutma ve fiziksel zindelik için mutlaka spor yapmak gerekiyor. Bu, her ne kadar sabır, azim ve istikrar gerektirse de eninde sonunda sağlık söz konusu olduğunda bu sabrı ve istikrarı göstermek şart oluyor. İki tip çalışmadan bahsetmek lazım bu noktada: Kardiyovasküler ve anaerobik çalışma. Kardiyovasküler çalışma koşu gibi sporları içerir ve kalp damar sağlığına faydası çoktur. Anaerobik çalışma ise genellikle rezistans içeren ve ağırlık kaldırma hareketlerinin olduğu intense bir çalışma biçimidir. Bu tarz bir spor kasları çalıştırır. Esasen kas çalıştırmak kilo vermenin ve biçimli bir vücuda kavuşmanın en doğru yoludur. Maratonculara baktığınız zaman onlar tam olarak kardiyovasküler çalışmanın eseridirler ve çok ince yapılıdırlar. Oysa 100 metre koşucularına baktığınızda onlar rezistans içeren bir çalışmanın eseridirler ve daha kaslı bir yapıya sahiptirler. Bir tanesi uzun süreli dayanıklılığa sahiptir, diğeri ise daha sağlam ve kuvvetlidir. Dolayısıyla kardiyovasküler ve anaerobik çalışmayı kombine etmek ve bunun yanında doğru beslenmek gerekir ve bu da sizi istediğiniz zindeliğe ulaştırır.

Hayatını yüksek tempoda ve zaman zaman çılgın boyutlarda sorumluluk taşıyarak geçiren bir girişimci için düzenli spor yapmak ve doğru beslenmek her zaman kolay olmadığından kendileri için bir “gym buddy” rolü üstlenecek ve bazı şeyleri doğru yapmasına yardımcı olarak ona destek olacak bir partner bulmalarını tavsiye ederim. Günümüzde bu kişilere “personal trainer” ya da “kişisel antrenör” deniyor. Kişisel antrenörler hem bu işin eğitimini aldıkları ve hem de kendileri bu beslenme ve antrenman sisteminden sonuç aldıkları için çok iyi birer rol modeldirler ve sizi mümkün olan en kısa sürede ve en sağlıklı biçimde istediğiniz fit ve dinç vücuda – ve dolayısıyla fit ve dinç bir zihne – ulaştırmakta en iyi yardımcınız olacaklardır. Ayrıca spor yaparken gerek postür ve gerekse hareketlerin doğru yapılması hem sizi sakatlanma riskinden korur hem de doğru çalıştığınız için daha kısa sürede sonuç almanızı sağlar. Kişisel antrenörler bu aşamada da size en doğru çalışma programını ve en güvenilir metodları sunarak sizinle aynı yolda yürür ve dilediğiniz sonuca ulaşmanızda yardımcı olurlar.

Ben de bir süredir Yıldırım Taşdan ile çalışıyorum ve bendeki değişimin çok iyi olduğunu belirtmem lazım. Gerek disiplini, gerek fitness konusundaki derin bilgisi ve gerekse arkadaşlığı beni hem spora ve sağlıklı beslenmeye motive ediyor hem de bana güven veriyor. Ve nihayetinde sonuç beraberinde geliyor. Yıldırım’a www.kisiselegitmen.com adresinden ulaşabilirsiniz. Eğer siz de sağlığınızı ihmal ettiğinizi düşünüyor ve bu konuda bir şeyler yapmak istiyorsanız kendisiyle görüşmenizi mutlaka öneririm.

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” Mustafa Kemal Atatürk

Sizin Yorumunuz: