Girişimcilik, Pazarlama, Yönetim

Tahmin ediyorum ki pek çoğunuzun çok büyük hedefleri var. İmkanınız olsa dünyayı yerinden oynatırsınız. Bu gücü kendinizde hissediyorsunuz – en azından şimdilik. Fakat hedefiniz ne kadar büyükse ona ulaşmak için göstermeniz gereken sabır da o kadar fazla olmalı. Büyük hedefler kurmanın iki önemli handikapı vardır. Birincisi, büyük hedefler koyduktan sonra kolları sıvayıp işe giriştiğinizde aslında işin o kadar da basit olmadığını ve yürünecek çok uzun bir yolunuz olduğunu görerek stres olmanız ve olumsuz düşüncelere yenik düşmeniz ihtimali. İkincisi ise hedefleri sürekli büyütüp şu andaki durumunuzla olmak istediğiniz durum arasındaki mesafeyi sürekli açmanız ihtimali. İkisi de çok ciddi sorun oluşturur ve stres katsayınızı fena halde yükseltir. Sonuçta pes edebilirsiniz.

Öncelikle birinci handikapı biraz açalım ve üzerinde konuşalım. Hedef büyük ve siz kısa(!) zamanda o hedefe ulaşmak istiyorsunuz. Eğer bunun için büyük adımlarla ilerlemeyi düşünüyorsanız dikkatli olmanız lazım. Büyük adımları sürekli kılmanın ciddi maliyetleri var. En inovatif şirketler, en yaratıcı girişimciler, en bilge işadamları bile her zaman aynı tempoda ve aynı büyüklükte ilerleyemezler. Peki o halde aslolan nedir? Tabii ki İSTİKRAR. Aynen Japonların Kaizen felsefesinde olduğu gibi küçük ama sürekli (yani istikrarlı) hamleler sizi mutlaka er ya da geç o büyük hedefe ulaştırır. Arada büyük adımlar atın, küçük adımlar atın, ne yaparsanız yapın. Yeter ki ilerlemeniz istikrarlı olsun. Yabancılar buna “small wins strategy” diyorlar. Yani; ilerlemek için küçücük herhangi bir şey bile yapıyor olmak hiçbirşey yapmıyor olmaktan daha iyidir. Budizm öğretisinde çok önemli bir söz vardır, şöyle der: “Kaya ile akıntının karşılaşmasında her zaman akıntı galip gelir. Gücüyle değil, ısrar ve istikrarıyla.”

Ulaşmak istediğimiz o büyük nihai hedefi küçük hedeflere bölüp adım adım gerçekleştirmenin sayısız faydaları da vardır. Öncelikle stres seviyenizi azaltır, ana hedefi ulaşılabilir parçalara böler, kilometre taşı gibi hareket ederek planlı olmanızı sağlar. Yani her bir kilometre taşını (küçük hedefi) aştığınızda geriye dönüp hangi noktada olduğunuzu ve ileriye bakıp nereye gittiğinizi görebilirsiniz. Ayrıca her aştığınız küçük hedeften sonra bunu kutlamanızı öneriyorum. Böylece hayatınız daha eğlenceli olacak, kutlama yapmak için nedeniniz olacak ve motive olacaksınız. Bir de aksini düşünün. Nihai büyük hedefe ulaşana kadar hayatı kendinize zindan ettiniz, ne bir kutlama, ne bir rahatlama, ne bir steam off. Bu durumda psikolojik olarak harap olursunuz. Küçük ama istikrarlı hamleler akıl sağlığınızı koruyarak nihai hedefinize ulaşmanızı mümkün kılar.

İkinci handikap ise hedefin sürekli büyüyerek, şimdiki konumunuz ile olmak istediğiniz ya da hedeflediğiniz konumunuz arasındaki mesafenin sürekli açılmasıdır. Hayal gücünün sınırı yok. Bazen işin en başında şu anki konumumuzu unutup 5 sene veya 10 sene sonra hangi noktada olmak istediğimizi hayal edip o hayalin esiri olabiliriz. Bu bir nevi uyuşturucu gibi bizi şu anki konumumuzu adım adım ve gün be gün ilerletmek yerine nihai hayal ya da amacımıza sabitler ve hayalimiz ile mutlu olup atalet içerisine girmemize neden olabilir. Eğer sürekli nihai hedefiniz ile yaşıyorsanız ve bu hedef sürekli büyüyorsa; bugün, hemen, şu anda yapmanız gereken hamleleri yapamıyor olabilirsiniz. Örneğin ilk başta satış kadronuzu bir miktar genişletmeyi ve bunun satışlara olumlu yansımasıyla gelirinizi bir miktar arttırmayı ve kendinize beğendiğiniz arabayı almayı hedeflediniz. Gayet erişilebilir öyle değil mi? Daha sonra o araba sizi tatmin etmedi ve fikir uçuşmaları yaşadınız. Bu kez kendinizi 5 sene sonra satışları patlatmış ve bir Ferrari satınalmış olarak hayal etmeye başladınız. Bu da yetmedi ve 1 gün sonra kendinizi San Francisco Bay’de, garajında Ferrari olan malikanenizde denize karşı kokteylinizi yudumlarken hayal ettiniz. Ancak ne yazık ki bulutlar dağılıp kendinizi İstanbul’un keşmekeşinde kutu gibi mütevazı kiralık evinizde ince belli bardakta demleme çay içerken bulduğunuzda o kurduğunuz hayal size acı verir, çünkü yürünecek çok uzun bir yol ve nihai hedef ile şu anki konumunuz arasında uçurumlar vardır. O nedenle ben size nihai hedefinizi aklınızda tutun ama asla onunla yatıp onunla kalkmayın derim. Birinci bölümde anlattığım gibi hedefi erişilir parçalara bölüp kilometre taşları oluşturun ve hep bir sonraki kilometre taşına erişmeyi hayal edin. Böylece adım adım zaten büyük hedefe ulaşmanız mümkün.

“Whoever wants to reach a distant goal must take small steps.” ~ Helmut Schmidt

Sizin Yorumunuz: