Girişimcilik, Pazarlama, Yönetim

Stand-up yapmıyoruz. İş yapıyoruz! Amacımız sağlıklı bir şirkete sahip olmak ve bunun için ilk önce şirketin en üst düzeyindeki kişinin, yani sizin sağlıklı adımlar atmanız gerekir. Kendinize vakit ayırabilmeli, önemsiz günlük işlerden sıyrılıp global ölçekteki işleri kotarmalı, stratejik kararlar almalı, uygulamalı ve uygulatmalısınız. Bütün bunlar için zamanınızın olması gerekir. Peki zamanı nasıl kazanırsınız? Elbetteki başka insanları devreye sokarak… “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” diye boşuna dememişler. Ayrıca her işi en iyi yapacak kadar yetenekli olmanız mümkün değil. Bir işi sizden daha iyi yapacak birisi varsa onu bulun ve birlikte çalışın.

Evet, bir şirket bir kişiyle de varolabilir. Örnek: Şahıs şirketleri. Ancak bu durumda “self-employed” yani “kendi” işinin “sahibi” olmuş olursunuz. Aslını isterseniz durum tam tersidir. Yani aslında işiniz size sahip olur. Bir diş hekimini düşünün. Muayenehanesine gelen her hasta ile birebir ilgilenmezse iş yürümez. İş ona mecbur, o da işe mecbur. Oysa biz “işadamı” olmak peşindeyiz. Öyle bir şirket yaratmak istiyoruz ki; araba gibi olsun; direksiyonuna kim geçerse geçsin arabayı kullanabilsin. Şirketinizin de böyle olması lazım. Siz varken olduğu gibi siz yokken de gayet düzgün işleyebilmeli. Veya şirkete girip çıkan bireylerden bağımsız olarak dengesi bozulmadan sistemli bir şekilde fonksiyonlarını yerine getirebilmeli.

Her şirket bir organizmadır ve nesne yönelimli olmalıdır. Departmanlar, bu departmanları idare eden kişiler ve size rapor veren başka insanlar olmalıdır. Çok fazla hiyerarşik olmayan, yatay-dikey dengesine sahip bir organizasyon kurmalı, işleri ve şirket kaynaklarını; görev tanımlarına, yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre çalışanlarınıza paylaştırmalısınız. Tam bir takım olmalısınız. Nasıl kuş sürüleri hava sürtünmesini azaltmak ve birbirlerine destek olmak için V şeklinde uçuyorlarsa, siz de birbirinizin kaldıracı olmalı ve ekip çalışmasıyla birbirinizi tamamlayarak ilerlemelisiniz.

Bu ekip, makina düzeninde çalışan, kusurları olabildiğince minimuma indirilmiş, insan faktörünün yol açabileceği kazalara karşı sigortalanmış ve şirketteki farklı statü ve yetkinlikteki bireyleri bir arada tutup onlardan en üst düzeyde verim alabilecek bir anlayışla; yani “durumsal liderlikle (situational leadership)” yönetilmelidir.

Şimdi bu kavramı biraz açalım. Yönetim guruları Hersey ve Blanchard tarafından literatüre kazandırılan bu modelin çıkış noktası bir tek liderlik tarzının bütün durumlar için yeterli olamayacağı ve dolayısıyla her farklı durum için farklı liderlik tarzlarının uygulanması gerekliliğidir. Efektif liderler esnektirler ve tarzlarını durumun gereklilikleri ve altlarında çalışan kişilerin ihtiyaçları doğrultusunda ayarlayabilen kişilerdir. Nihai amaç; lider dahil bütün takımın ve dolayısıyla organizasyonun hedefe ulaşmasını sağlamaktır. Durumsal liderlik temel olarak alt biriminizdeki size rapor veren kişilerin iş konusundaki olgunluk, yetkinlik ve adanmışlık düzeyine göre ayarlanan bir tarzdır.

Kısaca bahsetmek gerekirse; eğer kişi henüz başlangıç seviyesinde ise bir lider olarak o kişiye tam olarak ne yapacağını detaylı biçimde anlatmalı, yönlendirmeli ve düzenli olarak onu kontrol etmelisiniz. Eğer kişi tam olarak yetkinse ve işe kendini veriyorsa tam bir delegasyon yapabilirsiniz. Aradaki aşamalarda ise (yani liderlik ettiğiniz kişi çok yeni olmasa da yine de tam bir yetkinlik seviyesine ulaşmamışsa) daha katılımcı olmanız, ona zorlandığı konularda yardım etmeniz ve koçluk yapmanız gerekecektir. Liderlik ettiğiniz kişiler davranış ve yetkinlik olarak olgunlaştıkça onları yetkilendirmeli (empowerment) ve onlara üstlendikleri sorumluluklar ve görevler ile ilgili kendi kararlarını verme ve inisiyatif alma fırsatını tanımalısınız. Bu, o kişilerin iş ve liderleri ile ilgili pozitif tavır geliştirmelerine de yardımcı olacaktır, özgüvenlerini artıracaktır ve işe sahiplenmelerini sağlayacaktır.

Son olarak şunları söyleyelim ve yazıya nokta koyalım:

• Liderlik ettiğiniz kişilere değerli bir amaç verin.
• Liderlik ettiğiniz kişilerin potansiyelini açığa çıkarın, yeteneklerini kullanmalarını ve sürekli geliştirmelerini sağlayın.
• Takım oluşturun ve güç kazandırın.
• Pozitif ve şeffaf bir tavır sergileyin.
• İletişim kurun.
• Esnek olun.
• Liderlik ettiğiniz kişileri takdir edin ve ödüllendirin.
• İşini iyi yapan çalışanlarınızı topluluk içinde övün, işini iyi yapmayan çalışanlarınızı teke tek görüşmenizde yapıcı şekilde eleştirin.
• Liderlik ettiğiniz takımın ahlaklı olmasını sağlayın. Unutmayın ki bir çürük elma bir çuval elmayı çürütebilir.

Takım olun. Çünkü hiçbirimiz, hepimiz kadar iyi olamayız.

“Herşeyi kendisi yapmak ve bunu yaptığı için bütün takdiri kendisi toplamak isteyen hiçbir insan büyük bir lider olamaz.” ~ Andrew Carnegie

Sizin Yorumunuz: