Girişimcilik, Pazarlama, Yönetim

Hepinizin mükemmel projeleri, hayalini kurduğunuz onbinlerce potansiyel müşteriniz var. Ah şu mükemmel ürününüzü/hizmetinizi bir yaptınız mı artık sizi kimse tutamaz. Ancak hayal kurmak yetmez. Bilmeniz gereken çok önemli iki şey var. Birincisi; gerçekten çok iyi olduğu halde çöpe giden binlerce ürün ve hizmetin varlığı. İkincisi; gayet sıradan oldukları halde uluslararası ölçekte büyük başarı yakalamış binlerce ürün ve hizmetin varlığı.

Önemli olan mükemmel ürün veya hizmetinizin olması mı? Neye ve kime göre mükemmel? Sonuçta emin olun sizin o bebeğiniz gibi büyütüp hayata geçirdiğiniz o mükemmel proje yine de herkesi memnun etmeyecek. Çok sevdiğim bir dostum şöyle derdi: “Herkesi mutlu edemezsin. Birisi çıkıp niye herkesi mutlu ediyorsun diye mutsuz olabilir”. O halde o mükemmel ürünü veya hizmeti hazır edip sunmak yerine kaf dağının ardında saklayıp vakit ve dolayısıyla nakit kaybetmeye razı mısınız?

Elbette “çok iyi” bir ürün ya da hizmetinizin olması lazım. Ama şunu da unutmayın, iyinin limiti yoktur. O halde bir ürün ya da hizmeti icat etmek ya da uygulamak işine girişmeden önce mevcut durumu analiz edin, rakiplerin ürün ve hizmetlerini inceleyin ve en önemlisi hedeflediğiniz müşteri segmentinin beklentilerini öğrenin. Önemli olan onların beklentilerini ziyadesiyle aşacak ve rakiplerinizin ürünlerinden bariz biçimde daha üstün olacak bir ürün veya hizmeti sunmaktır. İlk adım budur. Önce kaf dağının arkasından çıkıp şehre inmek lazım. Yani görünür olmalısınız. Ürününüz veya hizmetiniz fevkalade olsa bile onu görünür kılmazsanız ölü doğar. Avrupa’nın iş yapış biçimi ile Amerika’nın iş yapış biçimi arasında temel fark Avrupalılar mükemmel işi yapmak için onlarca business model üzerinde kafa patlatırken Amerikalıların planı hemen yapıp bir an önce işe koyulmalarıdır. O nedenle İLK’ler genelde hep Amerika’dan çıkar. Mükemmel demedim dikkat ederseniz; İLK dedim. “Kervan yolda düzülür” diye bir söz vardır. Eğer ürün piyasaya çıktıktan sonra müşteri geribildirimleri arasından iyileştirme yapmanız gereken noktalar tespit ediyorsanız – ki bu en mükemmel ürünler ya da hizmetler için bile kaçınılmazdır – bir yandan da ürününüzü daha da mükemmel yapmak için kolları sıvayın. Ürününüzü geç kalmadan ve gereksiz para harcamadan bir an önce piyasaya sürmüş olduğunuz için artık yol üstünde gerekli iyileştirmeleri yapacak zaman ve nakdiniz var demektir. Üstelik ürününüz ya da hizmetiniz halihazırda satılıyor olduğu için şirketinize pozitif nakit akışı sağlıyorsunuz; yani ona can veriyorsunuz. Şirketinizin sağlığı yerinde. Artık içiniz rahat bir şekilde çalışıp sürekli iyileştirmelerle daha da mükemmeli yakalamak için fırsatınız çok.

Yukarıda Amerikalıların first-to-market yaklaşımını yazmışken şunu da belirteyim: Pazara ilk giren olmak her zaman rekabet avatajı yaratmayabilir. Ancak ilk giren olduğunuz halde kendi kendi kendinizin rakibi olup eleştirel yaklaşımla kendinizi aşmaya çalışıyorsanız bu size uzun vadede kalıcı bir birincilik getirecektir. Üstelik bir de örneğin patent gibi sağlam bir giriş engeline (entry barrier) sahipseniz, tek başına yüksekte uçan bir kartal gibisiniz demektir. Sizden yücesi olmaz o zaman.

Dünyada başarılı olan pek çok ürünün aslında sıradan ürünler olduğunu, mükemmel olmadıklarını; ancak geniş kitleler tarafından görünür oldukları için çok başarılı oldukları gerçeğini unutmayın. Mükemmel diye birşey yoktur; mükemmellik tamamen görecelidir. Siz sıradan ürünler yapmayın tabii ki. Asla! Ama ne kadar iyi ürün yaparsanız yapın onu bir an önce görünür kılın. Unutmayın: Okumuşlar düşünürken cahiller yol alır.

“There’s a crack in everything; that’s how the light gets in.” ~ Leonard Cohen

Sizin Yorumunuz: