Girişimcilik, Pazarlama, Yönetim

Şirketlerin değerleri, kimlikleri ve bu sayede itibarları ve dış dünyaya görünür olan bir biçimleri vardır. Bütün bunların doğru şekilde inşa edilmesi için örgütsel bir çaba ve apaçık ortaya konmuş ilkelerin mevcut olması gereklidir. Tüm bunları düşünecek, ateşleyecek, tabana yayacak, devamlılığını ve kalitesini sürdürecek olan ilk kişi girişimcidir; yani şirketin en tepesindeki kişidir.

Firmanızın dış dünyaya görünen imajı göz önüne alındığında en önemli noktalardan birisi sizin değer yargılarınız ve itibarınızdır. Şirketler liderlerine benzerler. Eğer siz etik anlayışa sahipseniz, insanlarınız da etik olurlar. Eğer siz adilseniz, insanlarınız da adil olurlar. Eğer siz fırıldak, onun bunun üstüne basa basa, birilerini eze eze yükselmeyi tercih eden bir lider(!)seniz, o zaman insanlarınız da kraldan çok kralcı olurlar ve iş yaptığınız, temas kurduğunuz bütün paydaşlarınıza sizin adınıza eziyet ederler. Hatta kendi aralarındaki rekabeti bile çirkin bir noktaya taşıyabilirler. Bu da bir süre sonra size karşı bir örgütlenme, kredinizde ciddi bir düşüş ve nihai olarak da yenilgi getirir. Sizin itibarınız şirketinizin itibarıdır; şirketinizin kredi notu en başta size bağlıdır.

Bir başka önemli nokta ise işin üzerinde olmaktır. Dikkat ederseniz “işin içinde olmak” demiyorum. “İşin üzerinde olmak” diyorum. Eğer işin içindeyseniz büyük resmi görmek konusunda zorlanırsınız. Bir konu üzerinde uzman olmaktansa, şirketi ilgilendiren bütün konular hakkında problem tespit etmeye, çözüm üretmeye ve verim artırmaya yetecek temel bilgileriniz olması daha önemlidir. Siz ressamsınız. Önce resmi bir bütün olarak kafanızda hayal etmelisiniz. Detayları resmetmeye ondan sonra başlamak lazım; ki bunu yaparken diğer insanları devreye sokmalısınız. Hayalinizde canlandırdığınız resmi çizmek için onlardan istifade etmelisiniz. Ancak dikkat etmeniz gereken bir nokta var; o da şu: işin üzerinde olmak derken işinizi dışarıdan yönetin demiyorum. Ben “managing by walking around” yöntemini gerekli buluyorum. Çalışanlarınıza karşı kapınız açık olsun ve düzenli olarak onları izleyin, yardımcı olun; yani bir facilitator olun. Onlarla dirsek temasında olun. İhtiyaç duyduklarında size ulaşabilmeleri çok önemli. Şirketinden ve insanlarından kopuk yöneticiye ben “remote manager” diyorum. Uzaktan kumandayla şirket yönetilmez. Eğer şirketi su basmışsa kovayı elinize alıp suyu boşaltmak için ilk öne atılan siz olmalısınız. Yani savaşta en ön cephede konumlanmalısınız; liderlik bunu gerektirir. Eğer remote manager olmaya başlarsanız bir süre sonra iş kontrolünüzden çıkar ve bir daha toparlayamayabilirsiniz.

Bir diğer önemli nokta ise işin mutfağını bilmektir. Çok deneyimli olmadığınız bir alana el atmışsanız bir an önce o konuda yetkin olmak için her türlü yola başvurmalısınız. O konuda yetkin insanlarla çalışmalı, danışmalı ve işe almalısınız. Hiç bilmediğiniz bir alanda iş yapmaktaysanız önceleri pek çok sıkıntılara maruz kalmanız, acemilik ve yanlışlar yapmanız çok olasıdır. Bu olumsuzlukları iç ve dış dünyaya göstermeniz sizin hakkınızda olumsuz tutum ve fikirlerin oluşmasına zemin hazırlayabilir. Rakipleriniz ve hatta iş yaptığınız kişi ve şirketler sizin açıklarınız üzerine oynamak suretiyle sizin üzerinizden ekstra menfaat sağlama seçeneğine başvurabilir ve sizi yıpratabilirler. O nedenle işin mutfağını bilmek; oyunlara gelmemek, doğru tercihler yapabilmek ve sanal ile gerçeği, doğru ile yanlışı ayırt edebilmek açısından çok önemlidir. Aksi halde iç ve dış dünyaya karşı “zayıf” bir biçim sergilersiniz. Bu da sizi ve şirketinizi aciz ve korunmasız konuma düşürebilir.

Saygın, bilge ve etkin bir lider girişimci nasıl olması gerekiyorsa öyle olmanız lazım. Böylece insanlarınız ve şirketiniz de sizin gibi olacaktır.

Sizin Yorumunuz: